Kayıtlar

Kadının Fendi.....Tut Şunun Ucundan Yaşayalım Abi !.....(5)

Resim
Acı nedir? Acı;  ateşin, ateşi yakan ete değmesidir. Acı; bedeldir, acı; ödediğimizdir. Acı, cezanın sonucudur. Acı, doğrulttuğumuz silahın namlusu bize döndüğünde, içine düştüğümüz soğuk metalik karanlığın kasvetine kapılıp debelenmektir.   Acı; bedeni ve bunun yanı sıra  sonuçları ile insan ruhunu da geren, ezen, içine ruh üflenmiş bedenin boşluğuna dolan yakıcı siyahlıkta dönenip duran kasvetin, kimine göre edebi ilhamın bereket kaynağı, kimine göre çekildiğinde  empatinin dert ortağı, kimine göre çektikçe uzayan, bazen hamı  pişiren, bazen de  çekmesini bilmeyeni  şişiren bir kaynama ve fokurdanma halidir. Acının tarihi aynı zamanda insanın da tarihidir. Çünkü acı, insanlık tarihi ile yaşıttır. İnsan sadece düşünmekle değil,  acı ile de varoluşunu anlamlandırır. Kâinatta acı çekerek pişen, olgunlaşan tek varlık olma talihsizliğini yaşayan insan;  “acı çekiyorum o halde varım” diyen Samuel Beckett’in , “bir insan acı duyabiliyorsa ca...

Deccal / FRİEDRİCH NİETZSCHE

Resim
Nietzsche’nin , Deccal’ini okuduğunuzda ilk anda Hristiyanlığa karşı cepheden, oldukça sert bir eleştiri yapıldığını zannedersiniz. Oysa   Nietzsche’nin derdi bir din olarak Hristiyanlık değil, Hristiyanlığın izlemiş olduğu toplumsal izlektir. Üstün insana, aristokrasiye yönelik bir Hıristiyanlık,aşağı tabakalarla soylu aristokrasi arasında eşitlik iddiası bulunmayan bir Hristiyanlık onun kabul edebileceği belki de olması gereken bir Hristiyanlıktır. “Hristiyanlığa, acımanın dini denir. —Acıma, yaşam duygusunun erkesini artıran gerilim verici duyguların karşıtı bir duygudur: çöküntü verici bir etkisi vardır. Kişi, acıma duyduğunda, gücünden yitirir. Acıma yoluyla, zaten acı çekmenin kendisinin yaşama getirdiği güç eksilmesi, yoğunlaşır, çeşitlenir….  Acıma, gelişmenin yasasını, seçi yasasını büyük çapta etkisiz kılar, çeler Batıp gitmek için olgunlaşmış olanları ayakta tutar, yaşamın bozuk kalıtımlılarının, sonu belirlenmişlerinin yararına kendini ayakta tutar , yaşar ...

Spermen...Tut Şunun Ucundan Yaşayalım Abi !...(4)

Resim
İnsanoğlu neden mutlu olamaz? Neden her zaman üzerine yapışmış olan bir boşluk,yokluk,yok oluş ve hiçlik hissinden kurtulamaz? Neden bu bunalım hali, mutsuzluk ve boşunalık hali nesiller boyu varlığından,ağırlığından bir şey kaybetmez? Çünkü,  insan;  masumiyetini terk etmiş,kurban etmiş iki yetişkinin,  o ihanet anının ürünüdür. Dünyaya  gözlerini açan her insan aslında ebeveynlerinin ihanetlerinin  diyetini ödeyeceklerini henüz bilmezler.Bu kuşaktan kuşağa aktarılan bir ihanetin  yarışıdır. Ne yarış ama; ölümüne, kıran kırana.. Yaşamını ta başından beri, henüz bir yarısının hareketli bir virgül olduğu dönemden başlayarak, dünyaya gelip,yaşam denilen varoluşa sahip olup sonrasında o varoluşu yitirene kadar süren bir  yarış,hız ve rekabetin anlık hazzına kurban eden insanoğlu,geride bıraktıklarının,ezerek geçtiklerinin,görmezden geldiklerinin velhasıl ihanet ettiği bütün kurbanlarının çığlıkları ile kirlettiği masumiyetini  bir yük gibi peşi sıra...

Mavi Karanlık / VEDAT TÜRKALİ

Resim
Henüz kıyılarına  villa denilen  müstakil beton tabutlukların vurmadığı zamanlar da geçer hikaye. Turizm cenneti dendiğinde  memleket abazanının düşürülecek gavur manitalarla dolu, kendi ülkesinde adam gibi bir erkek bulamamış, her yaştan batılı kadının tatminsizlikle dolu seksüel histerilerini özgürce giderebilecekleri arayışların adresi olarak akın akın geldiklerini düşündükleri bu sakin kasaba; üç film birden kuşağının, güçlü,libidosu yüksek,  mutlak ve kesintisiz iktidar sahibi Türk,Kürt,Laz tüm yağız Anadolu  delikanlılarının, film sırasında ilişkiden tatmin olamamış batılı kadının hayal kırıklığı ile dolu gözlerinde okudukları zavallılığa binaen yüksek bir vicdani duyarlılıkla haykırdıkları             “ Türkiye’ye gel anam”  davetlerine icabet eden misafirlere büyük bir misafirperverlikle elde avuçta ne varsa, hizmetlerine bütün bedenleriyle katkıda bulundukları pespayeliklere henüz gark olmamıştır. Televole ’lerin ...

Bir Gün Tek Başına / VEDAT TÜRKALİ

Resim
“Bir Gün Tek Başına” Vedat Türkali ’nin ilk romanı. Kurgusu ile karakterleri ile olayların geçtiği zaman dilimi itibari ile bir dönem romanı ama sadece ve sadece bir roman değil. Karakterlerin;   kişisel,politik,psikolojik çizgilerinin ana hatları, Yazar’ın içinde bulunduğu politik mücadelenin bileşenlerinin  gerçek bireysel hikayelerinden devşirilmiş.Bu roman kahramanlarının büyük çoğunluğunun  Yazar’ın içinde bulunduğu toplumsal yapının bileşenlerinin  bireysel hikayelerinin bir çoğunun günümüze ulaşmamış tanıdık bildik bireyler olmamasının yanında özellikle “baba” karakterinin gerçek yaşamdaki izdüşümünün, bugün bile belli çevrelerde oldukça tanınan,bilinen Hikmet Kıvılcımlı olduğu söylenir. Zaten Yazar, romanda diğer karakterleri ayrımsız bütün özellikleri ile ,zaafları,gelgitleri ,düşkünlükleri,kahramanlıkları,zayıflıkları ile verirken, “baba” karakterini hayatın içinde bütün artı ve eksileri ile bir insan olarak değil,kusursuz,bilge, birazcıkta mitleştir...