Kayıtlar

Yeryüzünün Lanetlileri / FRANTZ FANON

Resim
Kesinlikle ikinci, üçüncü sefer okumayı hak edecek ölçekte bir kitap olduğunu söyleyerek başlayayım. Yazar,   bir başka eseri olan “Siyah Deri Beyaz Maskeler” adlı kitabında sömürgecinin sömürge insanı üzerinde yarattığı ruhsal – kültürel tahribatı anlatırken, “Yeryüzünün Lanetlileri”nde  ise tek tek sömürge insanının ve  total olarak sömürge toplumunun sömürgecinin lanetinden kurtuluşunun reçetesini verir.  Fanon,  sömürgenin kurtuluş  reçetesinin başındaki ilacı ilan eder; Şiddet.  Adını ne koyarsanız koyun, sömürgesizleştirme her zaman şiddet içeren bir olgu olup, süreç  şiddetle at başı gider. Bu mücadele ne sihirli bir değneğin dokunuşu ile, ne bir doğal afetin sonucunda, ne sömürgecinin insafı ile ne de diploması yolu ile centilmenlik anlaşmaları ile gerçekleştirilemez.   Çünkü sömürgesizleştirme mutlak bir kargaşa, kaos, düzensizlik  içeren bir programsızlık üzerinden kendini düzenler. Sömürgeci ile sömürgenin il...

Satranç / STEFAN ZWEİG

Resim
Kaderinizi belirleyecek hamleyi başlatacak el,  sizin eliniz olmadıktan sonra, ne olursanız olun sonuçta o altmış dört birim karelik evren üzerinde hepiniz her daim “elverişli kullanılacaklar” listesinin ilk akla geleni, ilk gözden çıkarılacak olanı olan piyonsunuzdur. Onun için böbürlenmeyin; ne oldum değil, ne olacağım deyin. Bir bakmışınız şah iken şahbaza, vezir iken rezile, aşılması imkânsız duvarları ile kale iken sıradan bir taş yığınına dönüşürsünüz. Şah gücünü, varlığını korumak için her ne pahasına olsun maiyetini feda edebilme acımasızlığından alır; sermayesi acımasızlıktır. Oysa altmış dört birim karelik evren tahtası üzerindeki habitatın en güçlü görünen zayıfıdır. Yapabildiği tek şey uğruna feda ettiklerinin arkasından bir damla bile olsun gözyaşı heba etmeden, kendilerini onun için feda edenlerin yüce gönüllülüğünün atmosferini teneffüs edip öne çıkma kahramanlığına kalkışmadan, her daim arkasına saklanabileceği bir kahraman bulmak,  o da olmuyorsa acın...

Maddenin Üç Hali; Bireyci, İslamcı, Toplumcu...

Resim
Hep suçlanırdık; maddecilikle, dünyevi olana düşkünlükle ve ilginçtir aynı zamanda servet düşmanlığı ile. Bugün de suçlanıyoruz aynı şeylerle ama bir farkla. Bugün bizi suçlayanlar sadece dillerine vurmuş bir maneviyatçılıkla batmış oldukları maddeciliğin çukurlarından dillendiriyorlar bu suçlamaları. Utanmadan ve haya etmeden. Materyalizmi kaba bir maddeciliğe, Komünizmi sadece kaba bir dinsizliğe, Aleviliği “mum söndüye”  , Kürtlüğü karda adımlanan “kart kurta ”, kadını “bacı”ya, namusu “bacağa”   indirgeyen bu kafa  “Materyalizme, Komünizme, Faşizme, Kapitalizme, Siyonizme ve her türlü Emperyalizme” karşıyız diye kafa kafaya verip hep bir ağızdan çemkirdiklerinde, kendi kendime; -“Allah!  Allah! Bu işte bir yanlışlık olmalı. Her şeye de karşılar bu adamlar, nasıl oluyor bu iş” diye düşünür, - “İnançsız bunlar yahu, hiçbir şeye de inanmıyorlar baksana” derdim. Aradan epey bir zaman sonra aslında bütün bu yeminlerin aslında bir “cambaza bak” oyun...

Yazı Yazma Helaya.......

Resim
Şimdikileri bilmem ama eskilerde,  ergenler  edebiyata  ve yazarlığa ilk adımı,  elden ele dolaşan  hatıra defterleri ile atarlardı. Hemen hemen herkes kendine ayrılan sayfayı kalp kadar temiz ve masum bulur, edebi hayatının ilk teşbihini bu temiz sayfalara  “bana bu kalbin kadar temiz sayfayı ayırdığın için” diye devam eden cümleyi  ile not ederek başlar, sonrasında kenarlarına kara kalem desenler , kuru gül, yaprak vs den yapılmış süslemelerin  eşlik ettiği maniler ve akrostişler ile tamamlardı. O dönemler masumiyet çağıydı ve sadece hatıra defterlerinin sayfaları değil o gencecik insanların kalpleri de utangaç bir masumiyet ve temizlik ile müşahhastı. Mahreme önem verilir, duyguların öyle uluorta teşhir edilmesine izin verilmez, ağızlara düşmesinden özenle kaçınılır  ve bunun için olsa gerek genellikle kilitlenebilen, küçük asma kilitler ile sayfaların kilitlenebildiği hatıra defterleri tercih edilirdi. Artık bu defterlerin yerini...

Hayat! Alacağın Olsun..

Resim
Derin bir of çekti..İçine oturmuş, bütün ağırlığı ile ruhunun çeperlerine işleyip katılaşmış yoğun sıkıntıyı,derin bir soluğun ardından hızla sökmek, ondan sonsuza dek kurtulmak, hayatının bütün ifrazatını bir seferde ruhunun dehlizlerinden söküp dışarı atmak istiyordu.Ama nafile…yılların birikimini,kirini,üst üste birikip katılaşmış pıhtısını ,prizini almış bir beton gibi sertleşmiş,donmuş sıkıntılarını atmosferin boşluğuna bırakmayı becermek bir yana, ancak sıcak, nemli ve tozlu havanın boğazının hemen girişinde biriktirdiği, nemli toz ile karışık kekremsi sarı renkli elastik bir balgamı atmayı becerebilmişti.Balgamı hızlı bir şekilde tükürüp arkasından sağlam bir küfürü  de yolladıktan sonra,kaldırım taşına yayılarak yapışmış iğrenç balgamı görünce sıkıntılarından yorgun düşmüş midesi patlamaya hazır bir volkan gibi kabarıp kaynamaya,kraterin ağzına doğru yol almaya başlayınca,ağzında hissettiği ekşimsi tat onu kendine getirmiş; derin bir nefes alarak ayaklanmış midesini olduğ...