Ne günlere kaldık Ya Rabbi!

 

Adamın biri her gün olduğu gibi camdan dışarıyı seyretmektedir. Bir gün sokağın başında kuytulukta bağlı eşekle halvet olan, işini bitirdikten sonra ayak bileklerine kadar inmiş pantolonu alelacele çektikten sonra, eşeğin önüne geçip eşeğin iki kulağını tutup, alnının çatını öpüp giden adamı fark eder. Biraz kızgınlık ama daha çok merak ile başını sağa sola sallayıp çık çıklayarak yerine oturur. Ertesi gün, daha ertesi gün her seferinde cama çıktığında yine aynı manzara ile karşılaşır. Sonunda dayanamaz alelacele kendini sokağa atar ve adama sorar;

-Efendi! Bir bok yiyorsun, eşekle halvet oluyorsun, onu anladık ama işini bitirince kulaklarından tutup niye öpüyorsun eşeği?

Adam, bir yandan pantolonuna bulaşmış eşek kıllarını temizleyip kendine çeki düzen verirken, bir yandan da başını kaldırıp cevap verir,

-Bey amca! Eşekle halvete girmesine girdik ama olsun yine de insanlık bizde kalsın, demiş.

Malum memur ve emekliler, TÜİK ile halvet olmaya alışkındı ama kabine toplantısı sonrasında Reis’in kulaklarından tutup alınlarının çatında öpeceğini umut ediyorlardı, olmadı.

Ne diyelim, kimse de insanlık kalmamış.

                                                                              

 

Bektaşi'nin biri her gün kasabada 'Her şey Allah'tan', 'Her şey Allah'tan' diye mırıldanarak dolaşır dururmuş. Bir gün kasabanın serseri delikanlılarından biri, yine böyle mırıldanarak dolaşmakta olan Bektaşi'ye arkasından sessizce yaklaşmış, ensesine okkalı bir şaplak atmış. Canı fena halde yanan Bektaşi'nin pür hiddet dönüp kendisine ters ters baktığını görünce;


-Öyle ne bakıyorsun baba erenler demiş, hani her şey Allah'tandı.

-Tabii demiş Bektaşi, her şey Allah'tan da, ben hangi deyyusu aracı ettiğine bakıyorum.

 

Malum,  geçenlerde Akp İlçe kongresini yaptı. Biri kısa diğeri de hıyar çangalı kadar uzun iki Hemşinli’de yönetime girdi. Hatta içlerinden kısa olanı İlçe Başkanı bile oldu. Akp Hemşinlilerle uzun zamandır flört etmenin yollarını aradı. Elçiler geldi gitti, evin büyüklerine hediyeler yollandı, karşılıklı kahveler içildi ve hatta para için yedi sülalesini satacak evin hovardalarından iş insancıkları peydah edildi ama gel gör ki ‘ne Akp’liler muradlarına erebildi ne de Hemşinliler çıkabildi kerevetlerine’.

Eskiden bin bir vaatle kandırıp kuytulukta, gizli saklı Hemşinlinin yanağından makas alan, oldubittiye getirip hızlıca yanağına buse konduran Akp, artık görülüyor ki aileden birilerinin rızasına binaen Hemşinlinin direkt dudaklarına yapışıp, emcüklemeye niyetlenmiş.

Kendilerinin rıza gösterdiğine Hemşinlinin de rıza göstereceğini zanneden kendini bilmez at tüccarları, Hemşinli gömleğini çıkarıp atmış rüzgâr gülleri, ayak bileği hizasında ‘sipçuğ’ (Slim Fit) pantolonlu ‘biznız’ hayvanları, siyaseten bi namus olmayı kendilerine yedirebiliyorlardır belki; ancak kendilerinin yedikleri fuşkiyi Hemşinlilere yedirebilecekler mi;  Akp ile  ‘karabulutları kaldır aradan’ türküsünü coşku ile çığırabilecekler  mi, yaşayıp göreceğiz.

Dur bakalım, ne olacak!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Emekli Maoriler Rahatsız

Ölümde Var Ölümsüzlükte... // Ölümsüzlük- MİLAN KUNDERA

Yeryüzünün Lanetlileri / FRANTZ FANON