Kayıtlar

Artemio Cruz'un Ölümü / CARLOS FUANTES

Resim
Devrimler daima kendilerinden sonra tekrar neden devrime ihtiyaç duyarlar? Devrimler her zaman kendi evlatlarını yer; ama hangi evlatlarını? Nihai bir devrim mümkün müdür? Bir başkaldırı eylemi olarak devrimler bir düzene işaret etmek zorunda mıdır?  Her devrim kendi faşizmini doğurur; ama neden? Camus, Fransız Devriminden yola çıkarak devrimlerin er yada geç zorbalıkla son bulacağına inanır. Çünkü her başkaldırmış benliğinin efendi tarafından tanınıp,eşiti olduğunu kabul edilmesini ister. Kendisi de efendi olmak ister.  “Köleler ordusu köleleri kurtarır, hemen sonra da eski efendilerini kendilerine köle olarak verir……Adalet için ölenler, bütün çağlarda, birbirlerine "kardeş" demişlerdir. şiddet, hepsi için ezilmişler topluluğu adına, yararına, düşmana yöneltilir. Ama devrim tek değerse, her şeyi ister, hatta hafiyeliği, dolaysıyla dostluğun kurban edilmesini bile. Bundan böyle şiddet, soyut bir düşünce yararına, dost-düşman demeden herkese yönelecektir.Devrimin kurtarma...

Putların Alacakaranlığında / FRIEDRİCH NİETZSCHE

Resim
“Yaşamak… Uzun süre hasta olmak demektir.”  Tutkularınızı yeşertmemişseniz, gizleyip karanlık dehlizlerde ahlak denilen celladın eline teslim etmişseniz bu hastalık ilelebet peşinizi bırakmayacaktır. Tutkularını kaybetmiş insan “gerçek dünya” nın  yalanlığına (!)  sığınarak,  başka bir dünyanın  masal dünyasının sınırsız tutkularına kendini hazırladığını düşünerek, bu dünyanın, gerçek dünyanın öcünü “öteki dünya” ile alır.Bu dünyada köküne kadar frenlenmiş tutkularınızın ödülü;   öteki dünya da frenlerin boşalmış bir tutku denizine çivileme atlaması ile sonuçlanacak yada ödüllendirilecek , “göğüsleri yeni tomurcuklanmış”  Huri’lerle, erkek tutkusuna  göz kırpan, kadın tutkusunu malzeme olmaya müebbet kılmış bir öteki dünya ödülünün kendisidir.   Nietzsche ; dinlerin dolayısı ile kilisenin tutkulara karşı savaş verdiğini,tutkuları günah denilen parmaklıklar arasına hapsederek ,aslında yaşama karşı savaş açtığını söyler. O’na göre ...

And Dağlarında Terör / MARİO VARGAS LLOSA

Resim
Peru ’nun taşrasında And Dağlarının yükseklerinde  eskiden bir maden kasabası olan,ancak rezervin tükenmesi dolayısı ile kaderine terk edilen ve maden dönemindeki şaşaasını kaybeden Naccas’ta, bir yol şantiyesinde sırra kadem basan üç kişinin akıbetinin araştırılması için görevlendirilen Çavuş Lituma ve Er Tomas ’ın serüvenleri üzerinden bir  “bağcı dövme” operasyonunun yürütüldüğü bir kitap ile karşı karşıyayız. Kaçırıldığı düşünülen ilk    üç kişinin ortak özelliği ise kitabın ilerleyen bölümlerinde de anlaşılacağı üzere bir şekilde Aydınlık Yol gerillaları ile hayatlarının bir evresinde kesişmiş olmalarıdır.  Kaçırıldığı düşünülen ilk isim Medardo Llantac ismi ile bilinen ancak gerçek adı Demetrio Chanca olan kişi aslında Aydınlık Yol gerillalarının baskınından tesadüfi olarak kurtulan bir ilçenin kaymakamıdır. Baskından sonra gerillaların ilçede görevlendirdiği kişileri ele vermesi ve bir çok kişinin tutuklanıp  akıbetlerinin ne olduğunu...

Erzurum Yolculuğu / ALEKSANDR PUŞKİN

Resim
Puşkin 1829’da ki, Rus’ların Erzurum ve Kars’ı aldıkları sefere bir asker olarak değil, yazar ve gözlemci olarak katılmıştır. Ancak Puşkin sefere  bir nevi  (embedded journalist ) “iliştirilmiş gazeteci” olarak katılmasına rağmen, bu tür gazetecilik, daha doğrusu bu tür bir yazarlığın kendisinden beklenen tek taraflı, maksatlı ve önyargılı yazılar yerine oldukça objektif denebilecek satırlar kaleme almıştır. Hatta bu sefere ilişkin satırlar yayınlandığında, sefere katılan Rus ordusunu övmediğinden, methiyeler düzmediğinden dolayı resmi çevrelerde ve edebiyat çevrelerinde eleştirilmiştir. Puşkin, bu sefere ilişkin yazdığı  bu eserin önsözünden çıkarttığı bölümde bu konu ile ilgili oldukça manidar ve namuslu her aydının vereceği bir cevap veriyor. Şöyle ki ; “Dönüşümde yayımladığım şiir Erzurum’un ele geçirilmesi ile ilgili olmadığı için siyasal bir gazetede şakaya gelmeyecek biçimde azarlandım. “Biz ümit ediyorduk ki….” vb. yazmaktaydı tanınmış eleştirmen. Moskova de...

Zamanımızın Bir Kahramanı / MİHAİL LERMANTOV

Resim
Sanırım Çetin Altan bir yazısında söylemişti; Doğu’da pusu kurulur, Batı’da düello yapılır . Yazarımız Mihail Lermantov asıl iştigal alanı şiir olmakla birlikte yazdığı bu roman ile genç yaşta Rus edebiyatının önemli şahsiyetleri arasında yer alır. İngiliz şair Lord Byron ’dan etkilenerek yazar ilk şiirlerini. Ancak asıl etkisinde kaldığı kişi yine kendisi gibi Rus olan Puşkin ’dir. Puşkin, Dekarbistler ’le * ilişkili olduğu gerekçesi ile Kafkasya’ya sürgün edilir. Kafkasya Çar’ın muhalifi olan Dekarbistlerin sürgün yeridir. Bir çok Dekarbist  subay Kafkasya’da bulunmaktadır. Puşkin daha sonra Dekarbist subayların yönettiği   1828 Osmanlı-Rus  savaşına katılarak Erzurum’a kadar gelir.Bu seferle ilgili anılarını yayınlar. Her neyse;   Puşkin eşi ile gönül ilişkisi kurmaya çalışan bir kişi ile yaptığı düello sonucu ölür. Bu olaydan etkilenen M.Lermantov , bir ağıt kaleme alır;bu ağıtın Çar’lık sarayında  duyulması üzerine, Dekarbist’lerle  ilişkisi...