Kayıtlar

Hayat! Alacağın Olsun..

Resim
Derin bir of çekti..İçine oturmuş, bütün ağırlığı ile ruhunun çeperlerine işleyip katılaşmış yoğun sıkıntıyı,derin bir soluğun ardından hızla sökmek, ondan sonsuza dek kurtulmak, hayatının bütün ifrazatını bir seferde ruhunun dehlizlerinden söküp dışarı atmak istiyordu.Ama nafile…yılların birikimini,kirini,üst üste birikip katılaşmış pıhtısını ,prizini almış bir beton gibi sertleşmiş,donmuş sıkıntılarını atmosferin boşluğuna bırakmayı becermek bir yana, ancak sıcak, nemli ve tozlu havanın boğazının hemen girişinde biriktirdiği, nemli toz ile karışık kekremsi sarı renkli elastik bir balgamı atmayı becerebilmişti.Balgamı hızlı bir şekilde tükürüp arkasından sağlam bir küfürü  de yolladıktan sonra,kaldırım taşına yayılarak yapışmış iğrenç balgamı görünce sıkıntılarından yorgun düşmüş midesi patlamaya hazır bir volkan gibi kabarıp kaynamaya,kraterin ağzına doğru yol almaya başlayınca,ağzında hissettiği ekşimsi tat onu kendine getirmiş; derin bir nefes alarak ayaklanmış midesini olduğ...

Yaşam Savaşı --- Aden,Arabistan / PAUL NİZAN

Resim
Yaşam… Ömür denilen o kısacık zaman dilimi zarfında kendisinin varlığını devam ettirme pahasına başka yaşamları öğütmek,ezmek ve çiğneyip sindirmek; başka yaşamların enerjisini çalmaktır.Bu yanı ile yaşam,  ömür boyunca kendi esenliği için biteviye çalmak,yok etmek,talan etmektir.Ömür boyunca yapılan bu talanın adına “yaşam savaşı” denilince savaş ganimeti başka yaşamların eksilmesi üzerine kurulur. Savaşlar ortaklıklar,ittifaklar gerektirir; yandaşlara,taraftarlara, çıkar gruplarına, aynı amaç etrafında kenetlenmiş topluluklara ihtiyaç duyar. Bu geçici ancak her daim yenilenen ittifaklar içerisinde devam ede duran yaşam savaşı, bazen çatışmalar,sinir bozucu sessiz gerginlikler ile süre giderken;  bazen de uzun sahte barış dönemleri, gelecek çarpışmalara alttan alta hazırlık dönemleri ile her daim tetik parmakta, yaydan boşalmaya hazır bir ok gibi gergin ve ileri atılmaya hazır devam etmektedir. Ancak yaşam  her daim bir savaş olarak tasarlanıp bu çizgide süre giderse; ...

Sınıflar,Karneler ve Çocuklar...

Resim
Sıcak geçeceği her halinden belli bir günün hemen öğlen öncesi; saat on buçuk civarı. Okul bahçesi sağa sola koşturan, bağıran,çağıran,hoplayan,zıplayan, kantin önünde “kamu spotlarında” zararları üzerine bir dünya söylev çekilen zararlı yiyecek,içecek kuyruğunda sabırsızca birbirini itekleyen,normalde çocuk arsızlığının bütün tatlılığıyla birlikte bitmek  tükenmek bilmeyen isteklerinin   ebeveynlerde yarattığı bunaltı, mızmız etek çekiştirmelere, ağlayıp sızlamalara etrafa rezil olmanın, görmemişlik damgası yemenin huzursuz sinirliliği ile silkelenen çocuk görüntülerini görmeye alışık gözlerime  rağmen, bugün  özel günün yüzü suyu hürmetine olsa gerek bir dediği iki edilmeyen, sinirle silkelenmeyen çocukların  rengarenk şekerlerle,türlü türlü doritoslarla,krakerlerle ve çikolatalarla dolu elleri sıcak havanın katılığında mutluluk resimleri çiziyor. Anneler; her biri önemli bir karar öncesi kulis yapan usta siyasetçiler misali, yandaşlarını,aynı kar...

Don Rigeborto'nun Not Defterleri / MARİO VARGAS LLOSA

Resim
Aydınlanma düşüncesinin kök salıp yeşerdiği  Avrupa ‘da insanın daha doğrusu bir bütün olarak insanlığın yeri nedir? Aydınlanma düşüncesinin temel itkisi, insanlığın ortak geleceğine dönük bir başkaldırı mıdır yoksa bu hümanizma insanlığın tamamını kapsamayan, çerçevesi oldukça dar bir coğrafi ve toplumsal alanda yaşam süren;  buyurgan, ekonomik ve siyasal olarak güçlü, zamanın  bütün çağdaş teknik ve bilimsel literatürüne hakim, elit bir toplumsal yapının statükolarının devamı ve yeniden üretilmesi noktasında icat ettikleri bir kamuflaj malzemesi midir? Belki çok keskin Ortodoks Marksist bir yorum olacak ama, Aydınlanma düşüncesinin temelinde, Aydınlanmanın başlangıç noktasında insanı değil;  insan icadı bir kavram ve sistem olarak ekonomiyi görürüz. Aydınlanma öncesi Hıristiyan dünyasında Tanrısal bir yetki ile ekonomik kaynakları ve gücü elinde bulunduran feodaller ve kilise; bu Tanrısal kaynaktan kilise aracılığı ile toplumsal rıza üretimini gerçekleştirirl...

Palomino Molero'yu Kim Öldürdü / Mario Vargas Llosa

Resim
“Adalet” bir kadın ismidir; bütün kadınlar gibi ne zaman, ne şekilde, neye yaslanarak tecelli edeceğini kestirmeye çalışmak beyhude bir çabadır. “Adalet”  dişidir ve anaçtır. Onu arayan evlatları,yaşam denilen ince uzun kıvrımlı patika da,dizlerinin üzerinde emekleyerek, kir ,toz,kan ve yara bere içinde ilerlerken; örselenmiş,çintik pintik edilmiş ruhlarını huzura kavuşturacak , bereket tanrıçasının memesinden doya doya içecekleri , başlarını ılık et sıcaklığının neminin yükseldiği çatalın  birleştiği yere gömüp, adaletin huzurunun uyuşturup, pelteleştireceği vücutları  ile sahte bir huzura gömülüp uyuyacakları mutlu günleri hayal etmektedirler.  Siz bakmayın  Adalet Hanım’ın gözlerinin kapalı olduğuna;  bant çekilmiş gözlerinin altında fıldır fıldır dönen iki kara noktanın gözkapaklarının  altında kaybolduğu henüz görülmemiştir. Kız, erkek; zengin, fakir; güzel, çirkin; sarışın,kumral; siyah,beyaz; sağcı,solcu; paralel,parabol; namuslu,namussuz...