Kayıtlar

Kartalkaya Engizisyonu

Resim
  Adını anımsamadığım bir kitapta okumuştum: ‘Tarih tekerrür etmez ama kafiyelidir.’ Biz de tarih, ne acı ki hem tekerrür ediyor hem de kafiyeli. ‘Kartalkaya Engizisyonu’   gece yarısı onlarca insanı bütün ülkenin gözünün içine baka baka infaz etti. Her felaket sonrası olduğu gibi sosyal medya üzerinden yine bir ‘duyar kasma’ yarışı başladı; ‘Burası bizim değil bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi’, ‘Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüklerine bakın’, ‘Sözün bittiği yerdeyiz’ ...bla bla bla. Elbette, sadece sosyal medya muhalifimsileri telaş içinde değillerdi. Sorumluluk makamında oturanlar da insanları nasıl kurtarırız dan çok, kendimizi bu işin sorumluluğundan nasıl kurtarırızın   telaşında idiler. Ülkenin Cumhurbaşkanı ölümlerden ‘zafer’ muştuladı. Kameralar cenazede ‘ağlarken’ yakın çekim yaptı. Sosyal medyada aforizmalar paylaşıldı. Artık hepimiz, bir sonraki felakete kadar dağılabiliriz. Eğer bir ülkenin büyük çoğunluğu, sözün t...

Ne günlere kaldık Ya Rabbi!

Resim
  Adamın biri her gün olduğu gibi camdan dışarıyı seyretmektedir. Bir gün sokağın başında kuytulukta bağlı eşekle halvet olan, işini bitirdikten sonra ayak bileklerine kadar inmiş pantolonu alelacele çektikten sonra, eşeğin önüne geçip eşeğin iki kulağını tutup, alnının çatını öpüp giden adamı fark eder. Biraz kızgınlık ama daha çok merak ile başını sağa sola sallayıp çık çıklayarak yerine oturur. Ertesi gün, daha ertesi gün her seferinde cama çıktığında yine aynı manzara ile karşılaşır. Sonunda dayanamaz alelacele kendini sokağa atar ve adama sorar; -Efendi! Bir bok yiyorsun, eşekle halvet oluyorsun, onu anladık ama işini bitirince kulaklarından tutup niye öpüyorsun eşeği? Adam, bir yandan pantolonuna bulaşmış eşek kıllarını temizleyip kendine çeki düzen verirken, bir yandan da başını kaldırıp cevap verir, -Bey amca! Eşekle halvete girmesine girdik ama olsun yine de insanlık bizde kalsın, demiş. Malum memur ve emekliler, TÜİK ile halvet olmaya alışkındı ama kabine toplantı...

Muhalifim, Muhalifsin, Muhalifiz...

Resim
  ‘İktidarı eleştirmek dururken, muhalefeti eleştirmenin konforuna sığınıyorsun…!’   Ya öyle mi?   Sanki sadece iktidar eleştirinin konusudur. Muhalefet ise evin yaramaz şehzadesi, büyüyünce iktidar olacak. Varsın şimdi kum havuzunda strateji yapsın, hoşgörün! Ağızlarının ortasına tesviye küreği aşk edeceksin böylelerinin. İlkokul müsameresi tadında siyaset yapacaksın,   ne sütümüz taşsın ne de yoğurdumuz ekşisin diyerek muhalefet ediyormuş gibi gözükeceksin, herkesin birebir yaşayarak tecrübe ettiği yokluğu, fukaralığı; Konya’da   arabaşı, Mersin’de   tantuni ile bu gidişle maazallah Çengelköy’de hıyar ile ölçeceksin, sonra da alkış kıyamet bekleyeceksin.   Bilgi yok, beceri yok, istek yok, cesaret yok; üstüne üstlük liderlik kumaşı da yok ama bol bol vık vık var. Liderlik etmeyeceksen bir adım öne çıkmayacaksın. ‘ İdare ederim’ niyeti ile öne çıkarsan malum tenasül teçhizatına suyun yeni yeni yürüdüğü ergen muamelesi görmekten şikayet etmeyeceksi...

Hopa Stadı Seçime Kurban mı Edildi?

Resim
Seçim bitti; toz duman dağıldı, bulanık su duruldu, tortu dibe çökmeye başladı. Yeni bir güne uyandık. Hava açık ve güneşli ve hatta anormal denebilecek kadar mevsim normallerinin üzerinde bir sıcaklık hissediliyor, tıpkı seçim sonuçlarının yirmi iki yılda oluşmuş normalleri tersyüz etmiş olması gibi. Kazananlar elbette sevinecek, haklarıdır ama dağıtmadan, aşırıya kaçmadan.   Zaten memleket yeterince dağılmış, örselenmiş durumda. Yani bayramlık bir durum yok esasında. Daha önce defalarca tekrarladık, yinelemekte fayda var. Akp siyasal bir parti değildir, ülkenin bütün kılcallarına kadar nüfuz etmiş devasa bir kötülük organizasyonudur.   Neden mi?   Anlatayım, üstelik Hopa’dan bir örnekle.   Hopa Şehir Stadı seçime kurban edildi. Bildiğiniz alelacele dozerlerle dalınıp, seçimin hemen arifesinde tarumar edildi. O günden bu yana da tek bir çalışma da   yok üstelik, ‘harç bitti yapı paydos’   Sabah uyanır uyanmaz ilk işim, Kamu İhale Kurumunun ...

Kötülük Problemi

Resim
  Daha önce tekrar tekrar ifade etmiştik. İliç altın madeni cinayeti dolayısı ile bir kez daha ifade etmek farz oldu artık; Akp iktidarı safi bir kötülük iktidarıdır. Bu,   yukarıdan aşağıya bütün bünyeye sirayet etmiş, silsileyi takip eden sıralı bir kötülüktür.   Bu kötülüğü şehrimizde, sokağımızda, işyerimizde, tarlamızda, mutfağımızda her an karşımıza çıkan bir gerçeklik olarak bizzat deneyimliyoruz. Elbette ülkenin geçmişi bu konuda lekesiz, anaların ak sütü gibi tertemiz değildir. Onların, yani kötülüğün efendilerinin deyimiyle “Eski Türkiye’nin de” sabıka kâğıdı bomboş değildir elbette. Ancak Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde bu kadar yaygın, bu kadar ayyuka çıkmış, bu kadar aleni, bu kadar “kör kör parmağın gözüne”, bu kadar acımasızca, bu kadar hırsla, pervasızca, organize bir kötülük görülmemiştir. Bu büyüklükte, bu hacimde bir kötülük bunlara kısmet olmuştur; “Yaparsa Ak parti yapar” nasıl olsa. ‘Ama ötekilerde yapıyordu’ diyenler haksız değil ama samimiy...