Kayıtlar

Eşkıya İninde /Hüseyin Rahmi GÜRPINAR

Resim
Osmanlı İmparatorluğu dağılma sürecindedir. Halk savaşlardan bıkmıştır. Her yandan yenilgi haberleri gelmektedir. Savaşmaktan yorulan  insanlar artık çareyi askerden kaçmakta bulmuştur. Asker kaçakları ise geçimlerini sıklıkla  eşkıyalıkla  sağlamaktadırlar.  Kanun nizam kaybedilmiştir. Payitaht’ın  sınırına iyice dayanmış olan eşkıya  halkı canından bezdirir. Gençlerin çoğu askere alındığından halk kendini savunamaz, bin bir türlü olanaksızlıklar içerisinde ürettiklerinden devletin yanı sıra  eşkıya da payını almaktadır. Payitahtın Süleymaniye’sinde konak hayatının konforuna  alışmış olan Nefi Bey ve kayınbiraderi Hikmet Enis, uşakları Arnavut Murtaza’yı da yanlarına alarak Değirmendere’deki ( Gölcük) çiftliklerini kontrol etmeye giderler. Kısa süren  tren ve kayık yolculuğunun ardından, Değirmendere’de,  kayıkta tesadüf ettikleri eşkıya  Karabela Mustafa’nın adamları tarafından çiftlikten kendilerini karşılamaya gelmiş ...

Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı? /Hüseyin Rahmi GÜRPINAR

Resim
Edip Münir; hayatın çalışılarak kazanılmayacağını, çalışarak ancak açlığın bastırılabileceğini düşünen bir gençtir. Ona göre “Günlük hayatta çalışanlar açlardır. Bir lokmaya üşüşen tavuklar gibi senden beceriksizin ağzından rızkını kapmak, hayat kavgası denilen ustalıkla yapılmış olan işte budur.”  Edip Münir  için “hayat zaten aldanıp, aldatmaktan ibarettir.”   O hayatını başkasının rızkını ağzından kapan olacaktır. Çalışıp başkalarını doyurmak yerine “çalmak”la karnını doyuracaktır.  Zaten, “Akıllılar, akılsızların zararına yaşarlar hep. Elbette o da kendinden daha ahmaklarını bulacaktır.” Ona göre “ Pek çok zengin aile eğlence düşünmekten başka  yapacak işi” yoktur.          “ İşsizlikten kendi kendilerine yarattıkları üzüntüler” içinde kendilerine meşgale yaratmak peşindedirler. “Eğer hayatın çalışma karşılığında kazanılması sosyal bir şartsa, bu şartın o tip aileler arasında  hiçbir hükmü olmadığı görü...

Hatırladıklarım / Zekeriya SERTEL

Resim
ZEKERİYA SERTEL Türk basın tarihinin önde gelen isimlerinden birisidir. Cumhuriyet öncesinde Selanik'te başlayan gazetecilik yaşamına, cumhuriyet devrinde Cumhuriyet gazetesinin kurucularından birisi olarak devam etmiş; devrin en önemli dergilerinden birisi olan Resimli Ay'ı yayımlamış ve bu dergi aracılığıyla Nazım Hikmet'i Türk okurlarla buluşturmuştur. II. Dünya Savaşı yıllarında yüksek tirajlı ve faşizm karşıtı bir gazete olan Tan Gazetesi'ni çıkaran kişidir.İlk Türk kadın gazetecilerden Sabiha Sertel (Derviş)'in eşidir.1934'te İstanbul'da İş Bankası tarafından çıkartılan Tan gazetesini Halil Lütfü Dördüncü ile birlikte satın alarak yeni biçimde yayınlamaya başladı. Bu ortaklığa sonradan katılan Ahmet Emin Yalman, başyazarlığı üstlenmişti. 1939'da Ahmet Emin Bey'in ortaklıktan ayrılmasından sonra başyazarlığı ve gazetenin fikir yönünü Zekeriya Sertel ele aldı. Tan, II. Dünya Savaşı sırasında, faşizm karşıtı ve Tek Parti iktidarına muhalif...

İffet / Hüseyin Rahmi ÜRPINAR

Resim
 “İffet”in konusu H.Rahmi Gürpınar’ın diğer romanlarında olduğu gibi “kadın” ağırlıklı, ancak romana başlamadan önce  benim dikkatimi çeken şey  yazarın ikinci basıma yazdığı önsöz oldu. Yazar önsöze “Bu roman kanunsuz olarak bir çok kez basıldı.” diyerek başlıyor. Ve ta o zamanlardan bugüne “ata yadigarı” olarak miras  kalan, bugün bile halen tastamam hal yoluna gidilememiş olan “telif hakları” ve “korsan basım” sorunsalının  sıkıntısını dile vuruyor.  “ Bu memlekette öyle çağlar yaşadık ki,dimağımızın bütün yeteneğiyle,çabasıyla candan çalışarak ortaya koyduğumuz eseri gözünüzün önünde basarlar,satarlardı. Bir şey yapamazdınız. Davaya kalksanız siz haksız çıkardınız.Çünkü kitap yazmak cinayetlerin en büyüğü idi. Yazar her yerde hor görülür ve ezilirdi. Yalnız onun aleyhine çıkan sözler dinlenirdi.” diyerek meselenin bugüne kadar çözülememiş-çözülmemiş olmasının  arkasındaki  zihniyetin  yapısını ortaya koyarak,  o  dönemler ...

On İki Gezici Öykü / Gabriel Garcia MARQUEZ

Resim
On sekiz yıllık bir süre içerisinde, kimi gazete haberi, kimi de senaryo halinde olan ve  yazarın gördüğü bir rüyanın üzerinde bıraktığı etki üzerine öykü haline getirilen,  uzun bir yazın süreci sonucu oluşturulmuş  on iki öyküden oluşmuş bir kitapla karşı karşıyayız. Öyküler: -iyi yolculuklar sayın başkan -azize -uyuyan güzelin uçağı -kendimi rüya görmek için kiralıyorum -ben yalnızca telefon etmeye gelmiştim -ağustos korkuları -maria dos prazeres -zehirlenmiş on yedi ingiliz -poyraz -senora forbes'in mutlu yazı -ışık su gibidir -karda kan izlerin’ den oluşmaktadır.   En sevdiklerim “maria dos prazeres”,   " ben yalnızca telefon etmeye gelmiştim” , “azize” ve “iyi yolculuklar sayın başkan” olarak sıralayabilirim. Özellikle   “ışık su gibidir” öyküsünü hiç sevmediğimi söyleyebilirim. Azize’ de;  bir baraj inşaatı sebebi ile köy mezarlığının taşınması gerekmektedir.  Köy mezarlığında defnedilm...