Kayıtlar

BİR ÖMÜR HAYAL KIRIKLIĞI

Resim
“Haziranda Ölmek Zor”muş hakikaten…Ölmek .. belki  bir çare belki de bir kurtuluş.Kalmanın azabı daha karanlık.  Hele hele ölenlerin ardından bakakalmak..en zoru da bu olsa gerek. Hava sıcak mı sıcak,yollar  yine her zaman ki İstanbul işte. Kalabalık mı kalabalık. Yüzler asık, gözler de ateş sönmüş, küllenmiş . Belki biraz kızgın,  belki de daha çok kırgın ama en çok da üzgün ve mutsuz. Devlet ise hep aynı;  dediğim dedik. Mekanik bir soğuklukta işliyor bütün dişlileri. Öğütüyor hiç yüksünmeden hayatları..Abdullah Cömertleri,  Ethem Sarısülükleri, Ali İhsan Korkmazları, Mehmet Ayvalıtaşları  ve daha nicelerini.. Gazeteler soğuk bir karanlık gibi örtüyor köklerinden sökülen hayatların üzerini.  Ağaçlarla birlikte kuşlar da ölüyor paranın beton mabetlerinin gölgesinde. Köşedeki kasabın ışığı sönüyor, dolabında çengellerden mora çalmış soğuk bir ölüm asılıyor artık, bakkal amcanın veresiye defteri kapanıyor  bütün mahallenin üzer...

Milena'ya Mektuplar / FRANZ KAFKA

Resim
Hikayeyi  farklı anlatılarda olsa da hepimiz biliriz. Ülkesinde halkı  ile mutlu yaşayan bir kral, yeni yapılan çeşmeden su içen halkının delirdiğini fark eder. Uyarıları karşısında halkı onu deli olmakla itham eder. Kral sonunda çeşmeden su içmeyen tek kendisinin kaldığını görerek, onca delinin arasında  kimse ile anlaşamaz, krallığını yönetemez hale gelir. Delilerin ülkesinde ben akıllıyım diyerek ülkesini yönetemeyeceğini anlayan kral fikirlerinden,hislerinden vazgeçerek, onlar için savaşmayarak çeşmeden kana kana su içer ve deliler ülkesinin “normalleri” arasına katılır. Tuhaf bir adamdır Kafka.  Aslında tuhaf olan biziz. Aynı çeşmenin suyunu içip toptan delirdiğimiz için içmeyen herkesi tuhaflıkla ithaf ederiz. İlle de onun da o malum çeşmenin suyunu içip aramıza katılmasını isteriz. Aslında Kafka o malum çeşmenin suyunu içmemek için inatla savaşan, hırpalanan, yaralanan, yaralarını onamasını bilmeyen, belki de onamak istemeyen, kendi içine akan ete k...

Zorla Ahlaksız Olduk-2 / HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR

Resim
1894-1944 yılları arasında yaşamış olan Hüseyin Rahmi, siyasi manada bir imparatorluğun yıkılış sürecine tanık olmanın yanında yeni bir medeniyetin doğuşuna, kültürel olarak da bir medeniyet dairesinden diğerine geçişin yarattığı zihin karışıklıklarına da şahit olmuştur. Hüseyin Rahmi her ne kadar bu süreç içerisinde yeni bir medeniyet oluşumuna katılıp sürecin içerisine dahil olsa da, sürecin  devamına ilişkin öngörülerinde sürekli bir kafa karışıklığı, bir netlik problemi görülür. Eskinin yıkılması konusunda  tereddüdü olamayan Hüseyin Rahmi, yeninin ne olması gerektiği  ve hangi değerleri ihtiva etmesi gerektiği konusunda ki fikirlerinin net ve açık olmadığı görülür. Hüseyin Rahmi; iktisat,siyaset ve din alanında net olmasa da köklü değişiklikler önerirken bile bazen fikri düzeyde olmasa da fiili düzeyde  kendi önerilerinin gerisine düştüğü görülür. Bir yandan köklü reformların gerçekleştirilmesi gerektiğinin savunurken bir yandan da döneminin  savunduğu radi...

Modern Türkiye'nin Oluşumu / FEROZ AHMAD

Resim
Kitap, özellikle Osmanlı döneminden günümüze Türk tarihinde , siyasi ve toplumsal hayatında ordunun önemin kesintisiz bir süreklilik taşıdığı kestirimi üzerine, Osmanlı’dan günümüze kadar geçen zamanda toplumsal ve siyasal  yaşamın “asker” eksenli bir hat üzerinde şekillendiği  gerçeğini oldukça yalın ve çarpıcı bir şekilde  özetliyor. Türk Beyliklerinin oluşturduğu ve Osmanlı Beyliğinin eşitler arasında birinci olduğu bir kabileler federasyonu şeklinde örgütlenen Osmanlı İmparatorluğu,ilk yıllarında kabileler arasındaki siyasi ve askeri rekabetten üstün olarak çıkmak ve diğer kabilelere askeri bağımlılığını azaltmak,diğer kabile şeflerinin gücünü dengelemek için geliştirdiği devşirme sistemi sayesinde askeri bağımsızlığını elde ederek eşitler arasından güçlü bir şekilde sivrilir. Asker (yeniçeri) ve yönetici olarak eğitilen Hristiyan devşirmeler Osmanlı’yı uzun süre hem Türk kabileler arasında ki çatışmalardan uzak tutacak denge unsuru olarak varlıklarını sürdürür...

Tesadüf/Şeytan İşi / HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR

Resim
Tipik Hüseyin Rahmi romanlarından bir başkası  “Tesadüf /Şeytan İşi”. Yayınevi iki ayrı romanı tek kitapta toplamayı tercih etmiş. “Tesadüf”  konu ve kurgu itibari ile yazarın daha önce paylaştığım romanları ile aynı istikamette yazılmış. Konaklarda yaşayan varlıklı ailelerin evli mahdumlarının,değişmeye yüz tutmuş sosyal yaşamın etkilerine kendilerini kaptırıp,aile dışında geçici hazlar yaşama hevesi ile kendilerini kaptırdıkları uçurumun girdabına aile efradı ile birlikte kapılmalarını ve bu süreçte yaşanan ahlaki çözülmeleri,bu çözülmenin batağında servet avcılarının türlü oyunlarına kapılıp giden biçare  mahdumların  hikayesi vardır bu romanlarda genellikle. “Tesadüf”;   İstanbul’un varlıklı bir ailesinin, dillere destan  güzelliği olmasa da “yanaklarına gölge salan iri siyah gözleri”nden, yumuşaklık,incelik,acıma ve şefkat akan yüzü  ile evlilik saadeti için bir kadında varlığı gerekli bütün şartlara haiz Saibe’nin, yine varlıklı bir ailen...