Bir kitap okuyup hayatı değişenlerden değilim; olmak da istemem hiçbir zaman. Mümkünse eğer, tüm kitapları okuyup hayatı değiştirmek isterim. Kitap kurdu değil, kitap insanıyım; okudukça insanileşmedikten sonra okumak neye yarar ki?
Türkiye'de Tek Parti Yönetimi / Mete TUNÇAY
Bağlantıyı al
Facebook
X
Pinterest
E-posta
Diğer Uygulamalar
Hani günümüzde "statüko statüko" diye ağızdan düşürülmeyen baskıcı ve antidemokratik zihniyetin tohumlarının toprağa düşmesi ve yeşermesinin tarihini anlamak için kuvvetle önerilir..
Ölümde Var Ölümsüzlükte.. Yaşam boyu önünüze çıkan bütün yollar sizi ölüme çıkarır. Varoluşunuzun; doğup doğmayacağınızın, kız,erkek yada üçüncü bir cinse mensup biri olarak doğup doğmayacağınızın, her ne kadar görece bir kavram olarak tamamen sübjektif bir durumu ifade etse de iyi yada kötü biri olup olamayacağınızın,varsıl yada yoksul,çirkin yada güzel, kumral yada sarışın,Türk yada Kürt , Müslüman yada Hıristiyan olup olmayacağınızın tamamen tesadüflere bağlı olduğu yaşamda, tesadüfi olmayan tek şey vardır; Ölüm. Yaşam bir oyundur; hem de tanrıların bir oyunu. Rolleri, senaryosu, kurgusu, kamerası,açısı,ışığı Tanrılar tarafından belirlenmiş bir oyun. Tanrılar için sınırsız bir eğlence kaynağı olan yaşam, eğlenirken gürül gürül kükreyen gökyüzü, gülerken yaşaran gözlerde şakır şakır yağan yağmur olur yaşam verir onun oyuncularına. Kurbanlarını, kurban etmeden önce besleyen, semirten acımasız bir tanrı oyunudur yaşam. Ölümsüz...
Sartre, bir öğretinin anlaşılabilmesi için öğrencilerine ders anlatan bir felsefe öğretmeni gibi “kuramları açıklarken bir düşünceyi iyi anlatmak için zayıflatır onu,hafifletir.” (sf.80) Onu salt felsefe alanına götürmez…onu halka ulaştırmak için, halkçılaştırır. “Kuşkusuz bu ulaştırmanın öğretiyi bozmaması şart” ı ile.(sf.81) Elimizdeki kitapta bu mana da “Varoluşçu Felsefe”nin en temel ilkelerinin içeriği bulanıklaştırılmadan hafifletilerek anlatıldığı temel başvuru kitapları arasında, varoluşçu felsefenin alfabesi niteliğini hak edecek türden bir kitap olma niteliğinde. Varoluşçuluk nedir? Önce insan yeryüzüne adım atar.Bu hali ile “insan daha önce tanımlanamaz,belirlenemez; hiçbir şey değildir o zaman” (sf.39) Sadece “beşer” dir; “yedi milyar bireyin şimdi de yeryüzünde eylemde bulunduğu iki ayaklı canlı varlıktır. Bu haliyle dirim-bilim yani biyolojinin konusudur” [i] Bu durumda insanın yada Şeriati’nin deyimi ile “beşer” in hayvandan far...
Adamın biri her gün olduğu gibi camdan dışarıyı seyretmektedir. Bir gün sokağın başında kuytulukta bağlı eşekle halvet olan, işini bitirdikten sonra ayak bileklerine kadar inmiş pantolonu alelacele çektikten sonra, eşeğin önüne geçip eşeğin iki kulağını tutup, alnının çatını öpüp giden adamı fark eder. Biraz kızgınlık ama daha çok merak ile başını sağa sola sallayıp çık çıklayarak yerine oturur. Ertesi gün, daha ertesi gün her seferinde cama çıktığında yine aynı manzara ile karşılaşır. Sonunda dayanamaz alelacele kendini sokağa atar ve adama sorar; -Efendi! Bir bok yiyorsun, eşekle halvet oluyorsun, onu anladık ama işini bitirince kulaklarından tutup niye öpüyorsun eşeği? Adam, bir yandan pantolonuna bulaşmış eşek kıllarını temizleyip kendine çeki düzen verirken, bir yandan da başını kaldırıp cevap verir, -Bey amca! Eşekle halvete girmesine girdik ama olsun yine de insanlık bizde kalsın, demiş. Malum memur ve emekliler, TÜİK ile halvet olmaya alışkındı ama kabine toplantı...
Yorumlar
Yorum Gönder